Sarý Lacivert Bir Sevda Masalý: Cemil Turan | Fenerbahçe’nin Sadakat Efsanesi
Cemil Turan denince hafýzalarda beliren ilk görüntü neredeyse herkes için aynýdýr: alçak tozluklar, hafif öne eðilmiþ bir gövde ve rakip savunmayý yaran süratli koþular…
Top ayaðýna geldiði anda tribünlerde oluþan o uðultu, bir gol ihtimalinden çok daha fazlasýný anlatýrdý. Çünkü Cemil Turan sahaya çýktýðýnda sadece bir maç oynanmazdý; bir karakter, bir duruþ, bir baðlýlýk hikâyesi izlenirdi.
Bir Sembolün Doðuþu
1970’li yýllarýn Türk futbolu bugünkü gibi endüstriyel deðildi. Futbolcular markalarýn, kulüpler þirketlerin uzantýsý deðildi. Forma, yalnýzca giyilen bir kumaþ parçasý deðil; taþýnan bir sorumluluktu. Fenerbahçe ise o yýllarda yalnýzca þampiyonluk kovalayan bir takým deðil, Ýstanbul’un ve Anadolu’nun dört bir yanýndan milyonlarca insanýn umudunu sýrtýnda taþýyan bir kulüptü. Ýþte Cemil Turan bu atmosferin içinden doðdu.
Aslen Trabzon’un Vakfýkebir ilçesinden olan Cemil Turan, Karadeniz’in asi ruhunu Ýstanbul’un futbol sahalarýna taþýdý. Onu farklý kýlan yalnýzca attýðý goller deðildi. O, aidiyet duygusunu futbolculuðunun merkezine koymuþ, formasýný bir sözleþmeden çok bir yemin gibi gören bir efsaneydi. Bu yüzden Cemil Turan, sadece iyi bir futbolcu deðil; Fenerbahçe tarihinin vicdanlý yüzlerinden biri olarak anýldý.
Direniþ ve Sadakat
"Fenerbahçe'ye Gitmezsem Futbolu Býrakýrým"
Cemil Turan, Ýstanbulspor formasýyla yýldýzlaþtýðý dönemde büyük takýmlarýn radarýna girer. Ancak kendisi koyu bir Fenerbahçelidir ve baþka bir takýmda oynamak istemez. Kulübü Ýstanbulspor, onu Fenerbahçe'ye satmaya yanaþmayýnca Turan, "Fenerbahçe'ye gitmezsem futbolu býrakýrým" diyerek rest çeker ve yaklaþýk 6 ay boyunca futbol oynamayýp bireysel antrenmanlarla yetinir.
Paþalarýn Devreye Girmesi
Transfer o kadar büyük bir krize dönüþür ki iþin içine dönemin üst düzey devlet kademeleri girer. Özellikle koyu bir Fenerbahçeli olan dönemin Hava Kuvvetleri Komutaný Muhsin Batur, transferin gerçekleþmesi için Ýstanbulspor kulübüne telkinlerde bulunur. Bu süreçte askeri ve bürokratik baskýlarýn transferde etkili olduðu anlatýlýr.
Kaçýrýlma Hikayesi ve Emin Cankurtaran
Fenerbahçe asbaþkaný Emin Cankurtaran, bu transferi bitirmeyi kafasýna koymuþtur. Ýstanbulspor'un inadýný kýrmak ve diðer takýmlarýn (özellikle Galatasaray) araya girmesini engellemek için ilginç yöntemler denenir:
• Bir dönem Cemil Turan'ýn, baþka takýmlarla görüþmemesi için ünlü kabadayýlar aracýlýðýyla "koruma altýna alýndýðý" veya "kaçýrýldýðý" yönünde hikâyeler spor tarihine geçmiþtir.
• Emin Cankurtaran, oyuncuya "Futbol hayatýn bitse dahi Fenerbahçe’de en iyi futbolcu ne alýyorsa sen de onu alacaksýn" diyerek güven verir.
Mutlu Son: 1972
Sonunda 1972 yýlýnda, o dönem için rekor sayýlabilecek bir bedelle (yaklaþýk 1.475.000 TL) Fenerbahçe'ye imza atar.
Sahadaki Þair: Oyun Stili ve Karakteri
Modern Bir Forvet
Cemil Turan, döneminin ötesinde bir futbol anlayýþýna sahipti. Hýzý, patlayýcý koþularý ve bilek hareketleri onu savunmalar için tam bir kâbusa dönüþtürüyordu. Sadece ceza sahasýnda bitirici bir oyuncu deðil, oyunu okuyabilen, arkadaþlarýný pozisyona sokabilen bir liderdi.
Bugün “modern forvet” diye tanýmlanan pek çok özelliði, o yýllarda doðal bir þekilde sahaya yansýtýyordu. Topu ayaðýna aldýðýnda yalnýzca golü deðil, en doðru pasý da düþünürdü.
Tozluklarý Aþaðýda Bir Ýmza
Alçak tozluklar… Kimileri için basit bir detay, Cemil Turan içinse bir imzaydý. Tozluklarýný aþaðýda tutmasý, onun sahadaki özgür ruhunu simgeliyordu. Kurallara saygýlý ama kalýplara sýðmayan bir futbolcuydu. Tribünler onu bu hâliyle benimsedi, rakipler ise bu görüntüyü gördüðünde tehlikenin yaklaþtýðýný bilirdi.
Centilmen Bir Savaþçý
Cemil Turan hýrslýydý ama asla saygýsýz deðildi. Rakipleriyle mücadelesi sert ama adildi. Hakemle polemiðe girmez, futbolu futbol gibi oynardý. Bu tavrý, onu yalnýzca Fenerbahçelilerin deðil, tarafsýz futbolseverlerin de gönlünde özel bir yere koydu.
Altýn Yýllar: Þampiyonluklar ve Gol Krallýklarý
Sarý-Lacivert Zirveler
Cemil Turan, Fenerbahçe formasýyla üç þampiyonluk yaþadý: 1973-74, 1974-75 ve 1977-78 sezonlarý. Bu þampiyonluklarýn her birinde onun sahadaki etkisi belirleyiciydi. Attýðý kritik goller, zor anlarda aldýðý sorumluluklar, takýmýn liderliðini üstlenmesi onu vazgeçilmez kýldý.
Gol Krallýðý Tacý
Üç kez gol kralý olmak, bir forvet için büyük bir baþarýdýr. Cemil Turan bu baþarýyý yalnýzca sayý üstünlüðüyle deðil, fark yaratarak elde etti. Attýðý goller çoðu zaman maçýn kaderini belirleyen anlardý. O, istatistik yapan deðil; hikâye yazan bir golcüydü.
Unutulmayan Anlar
Derbilerde attýðý goller, Avrupa maçlarýnda sergilediði cesur performanslar hâlâ hafýzalardadýr. Özellikle kritik bir derbi maçýnda fileleri havalandýrdýktan sonra tribünlere koþuþu, Fenerbahçe tarihinin simge anlarýndan biri olarak anlatýlýr.
Ay-Yýldýz Altýnda Bir Kaptan
Cemil Turan, milli takým formasýný giydiðinde de karakterinden ödün vermedi. Ay-yýldýzlý formayla sahaya çýktýðýnda sorumluluk alýr, genç oyunculara yol gösterirdi. Kaptanlýk pazubandýný taktýðý dönemlerde liderliðini yalnýzca sözle deðil, performansla gösterdi.
Milli takým istatistikleri, onun istikrarlý bir oyuncu olduðunu kanýtlar. Ancak asýl önemli olan, sahadaki duruþuydu. O, milli formayý da kulüp formasý gibi bir onur meselesi olarak görüyordu.
Veda: Bir Devrin Sonu
Hüzünlü Jübile
Her hikâyenin bir sonu vardýr. Cemil Turan’ýn futbolu býraktýðý gün, tribünlerde buruk bir sessizlik hâkimdi. O gün, yalnýzca bir futbolcuya deðil; bir döneme veda edildi. Alkýþlar, gözlerdeki nem ve söylenmeyen cümleler, onun Fenerbahçe için ne ifade ettiðinin en açýk göstergesiydi.
Saha Dýþýnda da Fenerbahçe
Futbol sonrasý yýllarýnda da Cemil Turan, Fenerbahçe’den kopmadý. Yöneticilik yaptý, kulübün içinde farklý görevler üstlendi. Sahada gösterdiði sadakati, masada da sürdürdü.
Þike Davasý: Zor Yýllar ve Aklanma
Cemil Turan’ýn hayatýndaki en zor dönemlerden biri, 3 Temmuz 2011 süreciydi. Þike davasý kapsamýnda gözaltýna alýndý, tutuklandý ve yaklaþýk yedi ay Metris Cezaevi’nde kaldý. Bu süreçte hakkýnda spor kulüplerinde görev yapmaktan men ve stadyumlara giriþ yasaðý gibi aðýr kararlar alýndý.
Ancak zaman, gerçeði ortaya çýkardý. 9 Ekim 2015’te Ýstanbul 13. Aðýr Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülen davada Cemil Turan ve diðer sanýklar beraat etti. Bu karar, önceki tüm mahkûmiyetleri ve yasaklarý geçersiz kýldý.
Yargýtay 5. Ceza Dairesi’nin 27 Aralýk 2021 tarihinde beraat kararlarýný onamasýyla süreç tamamen kapandý. Hukuken aklanan Cemil Turan, yaþadýðý onca zorluðun ardýndan “Masumiyetimiz tescillendi” diyerek tarihe not düþen bir açýklamanýn parçasý oldu.
Sonuç: Bir Mirasýn Ardýndan
Bugünün futbol dünyasýyla 1970’lerin futbolunu kýyasladýðýmýzda, aradaki fark yalnýzca ekonomik deðildir. O günler armaya baðlýlýðýn, sadakatin ve duruþun ön planda olduðu yýllardý. Cemil Turan bu deðerlerin sahadaki karþýlýðýydý.
Onun meþhur sözü, bu mirasý en iyi þekilde özetler:
“Fenerbahçe büyüklüðü ne þampiyonluk büyüklüðüdür ne kupa büyüklüðüdür…”
Bu cümle, bir futbolcunun kulübüyle kurduðu derin baðýn ifadesidir.
Cemil Turan, Fenerbahçe tribünleri için yalnýzca geçmiþin bir yýldýzý deðil; bugün bile hatýrlandýðýnda duygularý harekete geçiren bir semboldür.
Sarý-lacivert bir sevdanýn masala dönüþmüþ hâlidir.